Ahzab suresinde Rabbimiz şöyle buyurur: “Nebi, müminlere kendi öz canlarından daha önceliklidir. O’nun hanımları ise müminlerin anneleridir.”(Ahzab, 33/6)Bu açık beyan Efendimizin Hücre-i Saadet’ine girme şerefine nail olmuş, yeryüzünün en bahtiyar hanımları ile bizler arasındaki hukuku belirlemektedir. Bu hukuka göre kendi öz annelerimiz ne ise, onlarda odur. Bu açık hükümden dolayı onları öz annelerimizden daha iyi tanıma zorunluluğumuz vardır.
Bu sorumluluk gereği, gelin bu hanımlar âleminin sultanlarını hiç değilse kimlik bilgileri bağlamında tanımaya çalışalım ve daha fazla detayı ise bu konuda yapılmış çalışmalara havale edelim.
1- Hatice binti Huveylid: Hz. Hatice validemiz, Efendimizin ilk eşi ve İbrahim dışındaki, 4 kız, 2 erkek, toplam 6 çocuğunun annesidir. Hatice validemiz Efendimizden önce Ebu Hale ibn Zürare ile ondan sonrada Atik b. Âiz ile evlenmiştir. Bu ilk iki evliliğinden Hind ve Haris isimli 2 erkek çocuğu, yine Hind isimli bir kız çocuğu olmuştur. 37 yaşında iken 2.eşi Atik’i yitirmiş, 3 sene dul kalmış, içlerinde Ebu Cehil’inde bulunduğu birçok Mekkelinin evlilik tekliflerini kabul etmeyerek, Muhammedü’l Emin’i kendine eş olarak seçmiştir. Demek ki, Efendimiz gençliğinin zirvesinde iken, kendinden 15 yaş büyük ve o gün için 3 çocuk sahibi dul bir hanım ile evlenmiştir.
2- Sevde binti Zem’a: Efendimizin Hatice validemizden sonraki 2. eşidir. Bir iman abidesi olan bu annemiz, Nübüvvetin ilk yıllarında eşi Sekran ibn Amr ile beraber Müslüman olmuştur. Mekke imana dar gelmeye başlayınca ailece Habeşistan’a hicret etmişlerdir. Bu iman ailesi bir müddet orada kalmış, sonra Mekke’ye geri dönmüşlerdir. Bu geri dönüşün üzerinden çok geçmeden Sekran ibn Amr vefat etmiş ve Sevde validemiz 6 çocuğu ile ortada dul kalmıştır. Hatice validemizin vefatından sonra da Osman b. Ma’zun’un hanımı Havle bintiHakim’in ısrar ve vesilesi ile Efendimiz, Sevde validemiz ile evlenmiştir.
3- Aişe binti Ebîbekir: Sıddık bir babanın sıddıka kızı olan Hz.Aişe validemiz, Efendimizden önce Mekke’nin sayılı büyüklerinden biri olan Mu’tim ibn Adiyy’in oğlu Cübeyr ile nişanlıydı. İslami davetin sesinin yükselmesinden rahatsız olan Mu’tim bu nişanı bozdu. Bu olay sonrası Efendimiz Nübüvvet’in 11. yıllarının başında Mekke’de Aişe validemiz ile nişanlandı ve hicretten sonra Medine’de de evlendi.
4- Hafsa binti Ömer: Büyük İslam şahsiyeti Hz. Ömer’in kızı olan Hafsa validemiz, Efendimizin hanımları içerisinde okuma ve yazmayı bilen istisnai bir hanımdır. Efendimizden önce HuneysibnHuzafe ile evliydi. Mekke’de, eşi ile birlikte iman edip, o zor günlerde imanlarının bedelini ödemiş, sonra diğer müminler gibi Medine’ye hicret etmişlerdi. Hz. Huneys, Bedir gazvesine katılmış ve bu gazvede aldığı yaralar neticesinde bir müddet sonra Medine’de vefat etmiştir. Hafsa validemiz bu olay sonrasında da Efendimiz ile evlenip, müminlerin annelerinden biri olmuştur.
5- Zeyneb binti Huzeyme: Hz. Zeyneb, Hücre-i Saadet’e girmeden önce Ümmü’l-Mesakin/Yoksulların Anası diye anılırdı. Nübüvvet evine gelin olarak geldiğinde, bu lakabının üstüne birde Müminlerin Anası olma şerefini kazandı. Meymune validemiz ile ana bir kardeş olan Hz. Zeyneb, daha Mekke’de iken Müslüman olmuş ve Efendimizin büyük amcası Haris’in oğlu Tufeyl ile evlenmişti. Bu evlilik fazla yürümemiş, eşi ile boşanınca bu sefer Tufeyl’in küçük kardeşi, Bedir gazvesinin ilk şehidi Ubeydeibn Haris ile evlenmişti. Ubeyde Bedir’de şehit olunca da, meşhur sahabî Abdullah ibnCahş ile evlenmişti. Bu evlilikte fazla sürmemiş, Abdullah ibnCahşUhud’da çok arzuladığı şehadete kavuşmuş, Zeyneb validemiz ise 3. kez dul kalmış ve en sonunda Efendimiz ile evlenmişti.
6- HindbintiEbiÜmeyye:Ümmü Seleme künyesi ile meşhur olan bu annemiz, gerçekten birçok farklı açıdan tanınıp, örnek alınması gereken bir İslam hanımıdır. İlim, mücadele, fedakârlık, sadakat ve vefa üzerine bina ettiği 85 yıllık bereketli hayatından bizlere sayılamayacak kadar güzel miraslar bırakmıştır. Efendimizin zevceleri içerisinde okuma bilen birisi olarak, 378 tane hadis rivayet etmiş ve ileride büyük bir İslam hukukçusu olacak kızı Zeyneb’in de ilk hocası olmuştur.
Ümmü Seleme, Efendimizden önce, adı ilk Müslüman olan 10 kişi içerisinde sayılan Ebu Seleme ile evlenmişti. Eşi ile beraber daha ilk yıllarda iman eden Ümmü Seleme, kabilesi olan Benî Mahzûm’un baskı ve işkenceleri altında inlemiş, daha sonra Habeşistan’a hicret etmek zorunda kalmıştı. Bir ana için dayanılması en zor olan, çocuğu ile sınanma gibi tablolarla imtihan edilmişti.
Mekke’nin zorlu 13 yılında tüm imtihanları yüzünün akı ve imanın büyüklüğü ile aşmış ve en sonunda da Medine’ye hicret etmişti. Eşi Ebu Seleme, Bedir’e ve Uhud’a katılmıştı. Uhud gazvesinde derin bir yara almış, sonra biraz iyileşir gibi olmuştu. Hicri 4. sene bir sefer için görevlendirilmiş, dönüşte de Medine’de vefat etmişti. Ebu Seleme geride hanımını dul, 2’si erkek, 2’si kız olmak üzerede 4 çocuğunu yetim olarak bırakmıştı. Efendimiz bu büyük İslam hanımının iman yolundaki bu gayretlerini, onure etme maksadı ile onunla evlenmişti.
7- Zeyneb binti Cahş:Efendimizin halası Ümeyme’nin kızı, büyük sahabî Abdullah ibnCahş’ın kardeşi olan Zeynebvalidemizin asıl ismi Berre’dir. Ona Zeyneb ismini veren bizzat Efendimizdir. Bu annemiz Kur’an’ın müdahil olduğu bir evliliğin sahibidir. Aişe validemizin dediği gibi; “nikâhı gökte kıyılmış” biridir. Zeyneb validemiz küçüklüğünden beri Efendimize karşı içerisinde hep bir sevgi beslemişti. “Acaba bir gün benimle evlenir mi?” düşüncesi ile 35 yaşına kadar hiç kimse ile evlenmemişti. 35 yaşında iken Efendimizle evlilik konusunda istişare ettiğinde, Allah Resulü evlatlığı olan Zeydibn Harise ile evlenmesini ona tavsiye etmişti. Zeyneb validemiz içerisindeki taşıdığı duyguların zorluğuna rağmen, Efendimizin tavsiyesi gereği, Zeyd ile evlenmişti.
Bir yıl süren bu evlilik bir türlü güzel bir halde yürümemiş, en sonunda Kur’an yaygın olan bir Arap geleneğini iptal etme maksadı ile Efendimizin evlatlığı olan ve o güne kadar Zeydibn Muhammed diye anılan, Zeyd’in hanımını, ondan boşatıp; Efendimizle evlendirerek, evlatlık müessesinin hukukunu yeniden düzenlemişti. Zeyneb validemiz, annelerimiz içerisinde en fazla Allah yolunda infak etme özelliğine sahipti. Bugünün dünyasında hanımlarımızın kermes adı altında kurdukları hayır çarşılarına benzer bir halde el emeği, göz nuru dökerek yaptığı nice şeyleri pazarda sattırır ve elde edilen parayı da fakir, fukaraya infak ederdi. Allah yolundaki bu emeği ve gayreti her zaman Efendimiz tarafından takdir edilir ve herkese örnek olarak gösterilirdi.
8- Cuveyriyye binti el-Haris: Hendek gazvesinin hemen öncesinde Efendimiz Benî Mustalık’ın, Müslümanlara saldırı hazırlığında olduğunun haberini alır ve bu kabile üzerine bir sefer düzenler. Bu sefer sırasında çıkan savaşta Müslümanlar galip gelir ve birçok ganimet ve esir elde ederler. Bu esirlerden bir tanesi de kabile reisi el-Haris’in kızı, Musafi b. Safvan’ın eşi, Cuveyriyye’dir.
Efendimiz, babasını ve kocasını yitirip, esir düşen Cuveyriyye validemizi serbest bıraktırır; sonra konumunu gözeterek, ona evlilik teklif eder, o da memnuniyet ile kabul eder. Cuveyriyye validemiz ile gerçekleştirilen bu evlilik, tüm Benî Mustalık’ı imana taşır. Sahabe bu evliliğin hatırına elde ettikleri tüm esirleri salıverirler. Annelerimiz içerisinde özellikle ibadet konusunda örnek bir hanım olan bu validemizin hayatından, örnek alacağımız çok güzel tablolar vardır.
9- Remle binti Ebî Süfyan: Kızı Habibe’den dolayı Ümmü Habibe künyesi ile meşhur olan bu annemiz, Ebu Süfyan’ın kızı, Emir Muaviye’nin ise baba bir ablasıdır. Annesi Hind binti Utbe değil, Safiyye binti Ebi’l As’tır. Benî Ümeyye içerisinde ilk Müslüman olanlardandır. Nübüvvetin ilk yıllarında eşi Ubeydullah ibn Cahş ile birlikte imanla tanışmış, Mekke’nin baskıları şiddetlenince de beraberce Habeşistan’a hicret etmişlerdi. Ubeydullah bir müddet sonra İslam’ı terk edip, Hıristiyanlığa geçmiş ve bunun akabinde de orada ölmüştü.
Ümmü Habibe validemiz bu zor durum karşısında metanetini hiç yitirmemiş, iman yolunda sabit kadem durmayı başarmıştı. Efendimiz (sav) Ümmü Habibe’nin bu gayret ve sabrına bir mükâfat olsun diye onu nikâhı altına almak istemişti. Hicretin 6. yılında Habeş kralı Necaşi’ye, Amr ibn Ümeyye’yi elçi olarak göndererek Ümmü Habibe’yi nikâhlamayı düşündüğünü bildirmiş, onun rızasının olup olmadığını sordurmuştu.
Ümmü Habibe validemiz için bu teklif dünyanın ve ahiretin en büyük ödülü idi. O bu teklifi kabul ederek, daha Habeşistan’da iken hücre-i saadetin sultanlarından biri olmuştu. Ümmü Habibe validemiz hayatının birçok tablosunda kadın-erkek her Müslüman’a; “Nasıl gerçek manada iman insanı olunur?” bunu göstermiştir. Öz babası Ebu Süfyan’ı, Efendimizin minderine oturtmayışı tarihe altın harflerle yazılmış asil bir davranış olarak bize, mümine izzetin ne kadar yakıştığını öğretmektedir.
10- Safiyye binti Huyey: Safiye validemiz, Hayber Yahudilerinin reisi olan Huyey ibn Ahtab’ın kızı, Kinane ibn Ebi Hukayk’ın ise eşiydi. Hicretin 7. senesi bölgede bir çıbanbaşı haline gelen Hayber, Müslümanlar tarafından fethedilince, babası ve kocası bu savaş sırasında öldürülmüş, o da esir olarak alınmıştı.
Efendimiz önce Safiyye validemizi azat etmiş, sonra da ona evlilik teklif etmişti. Bu teklifi kabul eden Safiyye validemiz, Hayber’den Medine’ye gelin olarak gelmiş ve o da nübüvvet evinin sultanlarından biri olmuştu. Bazı tarih kitaplarımız onun asıl isminin Zeyneb olduğunu ve Efendimizin bu ismi Safiyye olarak değiştirdiğini rivayet etmektedirler.
11- Meymûne binti el-Haris: Meymûne validemiz, Mekke’nin sayılı hanımlarından biri olan HindbintiAvf’ın kızıdır. Bu hanımın tam 8 tane kızı vardı.
Her bir kızını Mekke’nin önemli ailelerinden birine vererek, onlarla bağlar kurmuştu. Hatta İbn Habib; “Hind’in sahip olduğu damatlar kadar asil damatlara sahip, hiçbir Arap kadını yoktur” demektedir. Efendimiz (sav) daha önce bu aile ile Zeyneb binti Huzeyme validemizin aracılığı ile bağ kurmuştu.
Zeyneb validemiz, Meymûne validemizin anne bir kardeşiydi. Zeyneb validemiz vefat ettikten sonra Efendimiz (sav) kaza umresi için gittiği Mekke’de ikinci eşini de kaybedip dul kalan Meymûne validemiz ile evlenmek istediğini ona bildirdi. Bu teklifi memnuniyet ile kabul eden Meymûne validemizle Efendimiz, Mekke’de nikâhlandı. Efendimiz (sav) bu düğünü Mekkeliler ile aralarındaki soğuklukları gidermek için bir vesile olarak kullanmak istedi ve tüm Mekkelileri düğününe davet etti. Meymûne validemiz yıllar sonra vefat edeceği sırada, yanındakilere kendisini Mekke’de Serif denen yere defnetmelerini isteyecekti. Çünkü orası Allah Resulü ile evlendiği mekândı.