Siz Neredeyseniz Allah Sizinle Beraberdir

Allah korusun, dilim varmıyor söylemeye de, sanki biz Allah’ı seccade başında düşünüyoruz sadece. Sadece camide düşünüyoruz Allah’ı. Sadece camide Allah bizimle beraber, sadece camide Allah’ın huzurundayız ama camiden çıkınca Allah bizimle beraber değil.

Allah korusun, dilim varmıyor söylemeye de, sanki biz Allah’ı seccade başında düşünüyoruz sadece. Sadece camide düşünüyoruz Allah’ı. Sadece camide Allah bizimle beraber, sadece camide Allah’ın huzurundayız ama camiden çıkınca Allah bizimle beraber değil.

“Siz neredeyseniz Allah sizinle beraberdir ve o yaptıklarınızı görmektedir.” (Hadid, 57/4)

Siz neredeyseniz Allah sizinle beraberdir. Siz neredeyseniz? Hangi ortamdaysanız, zamanın ve mekânın hangi bölümündeyseniz Allah sizin yanı başınızdadır, sizinle beraberdir. Gerçekten mi? Gerçekten öyle mi inanıyorsunuz? Yani her an,her zaman Allah’ın sizinle beraber olduğuna gerçekten inanıyor musunuz? Arabayla yolda giden kişiye arkanda trafikler var denince, tavrı nasıl hemen değişiyor değil mi? Veya dükkânında ticaretle meşgul olan birine, “maliyeciler burada!” denince nasıl değişiyor değil mi? Veya “şu anda radar kontrolü altındasınız!” filân denince adamın hareketlerini nasıl kontrol altına aldığını bilirsiniz. Peki, şu anda Allah yanında, yanı başında, seninle beraber denince de insan değişmeliydi değil mi? Hani küllî bir imanımız var bizim. Kur’an ne demişse doğrudur. Allah, Kur’an’ında ne anlatmışsa doğrudur.

Kur’an’da anlatılanların tümüne inanıyoruz. Onun için Müslümanız zaten. Münafık ve kâfirler tümüne böyle inandık derlermiş de, bizzat inandık dedikleri ayetlerle, tek tek ayetlerle yüz yüze gelince de reddediverir, yan çiziverirlermiş. “Siz neredeyseniz Allah oradadır.” (Hadid, 57/4) Siz neredeyseniz Allah sizinle beraberdir. Kendinizi Allah’la beraber bir düşünseniz! Bir saatliğine, iki saatliğine kendinizi Allah’la beraber bir düşünün. Düşünün ki, Allah sürekli yanı başınızda. Bir gününüzü, bir saatinizi düşünün. Düşünün ki, Allah yanı başınızda. Düşünün ki, siz O’nun huzurundasınız. Allah atlatılmaz, Allah’tan gizlenilmez, Allah diskalifiye edilmez biliyorsunuz. O zaman bir saat de olsa Allah’la beraberliğinizi bir düşünün. Adım atarken de Allah yanınızda, konuşurken de Allah yanınızda, severken, küserken, alırken, satarken, giyinirken, soyunurken de Allah’ı yanınızda düşünün. İnsan çok farklı olur değil mi?

Ama tabii Allah’ı tanımamız gerekecek bunun için. Esmasıyla, sıfatlarıyla tanımamız gerekecek. O zaman etkili olacaktır bu beraberlik. Değilse Allah’ı tanımıyorsak, nasıl güç kudret sahibi, nasıl azamet sahibi bir Allah olduğunun farkında değilsek elbette O’nun huzurunda oluşumuz bizde pek fazla etkili olmayacaktır. Dilim varmıyor söylemeye ama Allah korusun, biz Allah’ın hayatımıza karıştığına inandığımız konularda Allah’ın bizimle beraber olduğuna inanıyoruz, diğer konularda sanki Allah hâşâ bizimle beraber değil. Kimileri faiz konusunda çok titiz davranırken, çocuğunu eğitmeye dikkat etmiyor.

Sanki faiz konusunda Allah yanı başında da, çocuklarının Müslümanca eğitimi söz konusu olduğu zaman Allah yanında değil. Kimileri annesiyle bir hafta görüşmemeye tahammül edemezken, aylar, yıllar hiç rahatsız olmadan Kur’an’la ve Resul’üyle görüşmeden hayatını sürdürebiliyor. Her hafta annesiyle görüşmesi gerektiği konusunda Allah’ı yanı başında biliyor, ama aylar yıllar Kitapla ve peygamberle görüşmezken sanki Allah yanında değil.

Veya sofrada ekmek kırıntılarının yere saçılması konusunda yanı başındaki Allah’ın görmesinden utanan kimi Müslümanlar, ayet ve hadislerin hükümlerinin kendi hayatında, toplum hayatında paramparça, darmadağın olması konusunda Allah’la beraber olduğunu düşünmüyor bile. Ekmek kırıntılarını yere saçmamaya dikkat ederken, dökülenleri toplama çabası içine girerken Allah’ı yanında bilen adam, karısının, kızının namusunu çarşı-pazarda, dükkânlarda, tezgâhtarların önünde yerlere saçarken sanki Allah’ın yanında olduğunun hiç farkında değil. Kimileri kazanırken Allah yanında da, harcarken yanında değil. Kazanırken çok dikkatli, ama harcarken sanki Allah huzurunda değil, sanki Allah kendisini görmüyor. Kimileri ayet ve hadisleri başkalarına anlatırken Allah’la beraber de, anlattıklarını kendine mal etme, yani kendine duyurma, onlarla amel etme veya çoluk-çocuğuna duyurma konusunda sanki Allah’la beraber değil.

Allah korusun, dilim varmıyor söylemeye de, sanki biz Allah’ı seccade başında düşünüyoruz sadece. Sadece camide düşünüyoruz Allah’ı. Sadece camide Allah bizimle beraber, sadece camide Allah’ın huzurundayız ama camiden çıkınca Allah bizimle beraber değil. Meselâ namaz bitince adam soruyor: “Efendim sağdan mı döneceğiz? Yoksa soldan mı döneceğiz? Niye? Rabbi ile işi bitti ya adamın. Sanki “ya Rabbi tamam! Seninle işim bitti!” diyor ve camiden, seccadenin başından ayrılırken böyle gerisin geriye çıkmaya, kıbleye ensesini dönmemeye çalışıyor. Niye? Allah orada ya.

Arkasında Allah yok ya. Allah hep orada ya! Sanki dışarıda Allah yok. Sanki dışarıdaki hayatına Allah karışmıyor. Veya işte camiden çıkarken takkesini, sarığını çıkarıp cebine indiriyor. Niye? Tapınma bitti ya. Allah’ın huzurundan çıktı ya. Tamam, bundan sonra artık başkalarının huzurundadır adam. Allah korusun, biz Allah’ı böyle düşünüyoruz. Bazen çok az onunla beraber, ama uzun zaman da ondan ayrılmış farz ediyoruz kendimizi.

Sanki Hıristiyan dünyadan nakil, kiliseye hapsedilmiş, camiye veya seccadeye hapsedilmiş bir Allah’a inanıyoruz. Mescide, vicdanlara hapsedilmiş, sınırları, sahaları daraltılmış, dışarıda, sosyal hayatta hiç mi hiç etkinliği olmayan bir Allah’a inanıyoruz sanki. Böyle yapmayalım da Allah’ı sürekli yanımızda, yanı başımızda bilelim, o zaman hayat güzel olacak, o zaman ahiretimiz güzel olacaktır.

Önceki Makale

Oruca Mazeret Niye

Sonraki Makale

Borç, Geceleyin Kaygı, Gündüz Zillettir

Yorum yaz

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bültenimize abone olun

En son yazıların doğrudan e-postanıza iletilmesi için e-posta bültenimize abone olun.
Saf ilham, sıfır spam ✨
Bizimle İletişime Geçin