Tenkit Ve Tashihte Önemli Bir Çığır Âişe Bint Ebî Bekir

Hz. Âişe (ra) annemizin hayatını birçok farklı açıdan ele alabiliriz: Kur’an’ı ve Sünneti onun kadar içselleştirip, onun kadar anlayan çok az isim var ashap içerisinde. Kur’an’ın her süresini, her ayetini, hatta her harfini en ince detaylarına kadar bilen birisi. İffeti, namusu Kur’an tarafından tescillenmiş, hakkında onlarca ayet nazil olmuş, kendisi ise onlarca ayetin sebebi nüzulü olmuş, Cebrail Hücre-i Saadet’e gelince onun hanesine gelmiş, selam getirmiş, selamı işitmiş biri.

Hz. Âişe (ra) annemizin hayatını birçok farklı açıdan ele alabiliriz: Kur’an’ı ve Sünneti onun kadar içselleştirip, onun kadar anlayan çok az isim var ashap içerisinde. Kur’an’ın her süresini, her ayetini, hatta her harfini en ince detaylarına kadar bilen birisi. İffeti, namusu Kur’an tarafından tescillenmiş, hakkında onlarca ayet nazil olmuş, kendisi ise onlarca ayetin sebebi nüzulü olmuş, Cebrail Hücre-i Saadet’e gelince onun hanesine gelmiş, selam getirmiş, selamı işitmiş biri.

Hz. Âişe (ra) annemizin Ümmü Abdullah künyesi ile künyelenmesi.

“Güzel huylar on tanedir: Doğru sözlü olmak, Allah’a itaat konusunda gücünü samimi bir şekilde göstermek, isteyene vermek, iyi davranışı ödüllendirmek, sıla-i rahîm bağlarını korumak, emaneti yerine getirmek, iyi komşuluk etmek, misafire iyi davranmak ve hayâlı olmak. Unutmayın hayâ bütün bunların başında gelir.” (el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, 3/666)(Ravi, 10 huy var diyor, ama birini söylemiyor.)

“Allah’ın rızasıyla insanları öfkelendiren kimseyi, Allah insanlardan korur. Allah’ın gazabıyla insanları hoşnut edeni ise Allah insanlara havale eder.” (Ahmed b. Hanbel, “ez-Zühd”, s. 205)

“Ben Peygamber’in hanımlarından on özellikle üstün tutuldum.”

Ona: Ey Müminlerin Annesi! Bunlar nelerdir? diye soruldu. O da şunları söyledi:

1- İçlerinde benden başka bakire olan yoktu.

2- Benden başka anne-babası muhacir olan yoktu.

3- Allah Teâla benim suçsuz olduğumu gökyüzünden bildirdi.

4- Cibrîl ipek kumaş üzerine işlenmiş suretimi gökten getirip, Rasûlullah’a , onunla (Âişe) evlen! Muhakkak ki, o senin zevcendir, dedi.

5- Ben ve Rasûlullah (sav) aynı kaptan yıkandık ve bu benden başkasına nasip olmadı.

6- Rasûlullah (sav) namaz kılarken ben onun önünde uzanmıştım ve bunu benden başka hanımı yapmadı.

7- Rasûlullah (sav) benimle iken vahiy inerdi ve bu da benden başka hanımlarına nasip olmadı.

8- Allah, Rasûlullah’ın ruhunu teslim alırken O (sav) benim kucağımda idi.

9- Gece kalma sırası bende iken Rasûlullah (sav) vefat etti.

10- Ve Rasûlullah (sav) benim evime defnedildi.” (İbnSa’d, Tabakât, 10/63)

Başka âlimler de bu konuda bazı çalışmalar yapmışlardır. Onlardan bir tanesi, Zerkeşi’nin kitabı el-İcâbe’nin naşirlerinden Sa’id el-Efğani’dir. Bünyamin Erul hocanın Türkçe’ye çevirdiği el-İcâbe’nin arka tarafına ek olarak konan bir bölümde, el-Efğani, ?Hz. Âişe’nin Kırk Özelliği’ diye bir bölüm eklemiştir.

Bu özelliklerden 5 tanesinin üzerinde biraz duralım:

1- Dünya ziynetleri ile ahiret nimetleri arasında, hangisini seçmesi konusunda muhayyer bırakıldı, o ahiret nimetlerini seçti.

“Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer dünya dirliğini ve süsünü (refahını) istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salıvereyim. Eğer Allah’ı, Peygamber’ini ve ahiret yurdunu diliyorsanız, bilin ki, Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (Ahzab, 28, 29)

2- Başta Teyemmüm ayeti olarak bilinen Maide 6. ayet olmak üzere, kaç tane ayetin nüzul sebebi olmuştur.

Teyemmüm ayeti inince Ensar’ın ileri gelenlerinden Useyd b. Hudayr (ra) şöyle dedi: “Ey Ebû Bekir ailesi! Bu sizin ilk bereketiniz değil ki?”

3- Rasûlullah (sav) hanımları içerisinden en fazla Hz. Âişe’yi, erkekler içerisinde de en fazla babası Hz. Ebû Bekir’i severdi.

Amr b. As(ra)’ın rivayet ettiği hadise.

“.Âişe’nin diğer kadınlara üstünlüğü tirit yemeğinin diğer yemeklere üstünlüğü gibidir.” (Buhârî, “Enbiya”, 34; Nesâî, “Muaşeret”, 3)

4- Annelerimiz içerisinden en fasih konuşanı, dili en güzel kullananı, hitabeti en güzel olanı oydu.

Musa b. Talha: “Âişe validemizden daha fasih kimseyi görmedim.”

Ahnef b. Kays: “Ben bu güne kadar, Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali ve diğer halifelerin hutbelerini dinledim, ama Âişe validemizin ağzından işittiğim konuşmadan daha beliğ ve daha güzel bir konuşmayı, başkasının ağzından işitmedim.” (Hâkim, el-Müstedrek, 4/11)

Hz. Ebû Bekir’in vefatından sonra onun kabrinin karşısında söyledikleri:

“Ey Babacığım! Allah senin yüzünü ak eylesin, güzel çabalarının karşılığını versin. Ayrılışınla dünyayı zelil ettin, varışınla da ahireti aziz kıldın. Rasûlullah’tan sonra meydana gelen hadiselerden en acısı senin vefatındır. Ondan sonraki musibetlerin en büyüğü senin yokluğundur.

Hayatını yitirmenden küsmeksizin, hakkında verilen hükmü kınamaksızın, Allah’ın selamı senin üzerine olsun, sana selametler olsun ey babacığım!” (Kayravânî, Zehru’l-Adab, 1/33, 34)

5- Annelerimiz içerisinden en âlimi, en fakihi, en bilgini ve rey bakımından en iyi oydu.

İmam Zühri: “Şayet Hz. Âişe’nin ilmiyle, bütün hanımların ilmi mukayese edilse, Hz. Aişe’nin ilmi muhakkak hepsinden üstün olurdu.” (Hâkim, el-Müstedrek, 4/11)

Atâ b. Ebî Rebah: “Hz. Âişe, insanların geneli içerisinde en fakihi ve rey bakımından en iyisi idi.” (Hâkim, el-Müstedrek, 4/14)

İbn Abdilberr: “Hz. Âişe, yaşadığı dönemde şu üç ilimde zamanının tek otoritesi idi: Fıkıh, tıp ve şiir.” (İbn Abdilberr, el-İstiâb, 4/358)

Urve b. Zübeyr diyor ki: Hz. Âişe’ye bir gün dedim ki: “Ey Teyzeciğim! Ben senin durumunu düşünüyorum ve şaşırıyorum. Seni insanların en fakihi olarak buluyorum ve buna ne engel olacak ki, çünkü o Rasûlullah’ın hanımı ve Ebû Bekir’in kızı, diyorum. Yine seni Arap tarihi, nesepleri ve şiirlerinde âlim olarak buluyorum ve buna ne engel olacak ki, çünkü babası Kureyş’in bu konuda allamesidir, diyorum. Fakat seni tıp konusunda da bilgin bulunca bunun nereden geldiğine şaşırıyor, kalıyorum. Bunun üzerine Âişe annemiz, yeğeninin elini tuttu ve şöyle dedi: Ey Urvecik! Rasulullah (sav)’ in rahatsızlıkları çoğalınca Arap ve Acem doktorlar gelirlerdi ve O’na ilaç ve tedavi yöntemlerini anlatırlardı. Ben de onları dikkatle dinler, onların söylediklerini zihnime kaydederdim.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 4/67)

Hz. Peygamber (sav): “Dininizin yarısını veya üçte birini şu Humeyra’dan alınız.”

Böyle birini nasıl anlatabiliriz ki?

Hz. Âişe (ra) annemizin hayatını birçok farklı açıdan ele alabiliriz:

Kur’an’ı ve Sünneti onun kadar içselleştirip, onun kadar anlayan çok az isim var ashap içerisinde.

Kur’an’ın her süresini, her ayetini, hatta her harfini en ince detaylarına kadar bilen birisi.

İffeti, namusu Kur’an tarafından tescillenmiş, hakkında onlarca ayet nazil olmuş, kendisi ise onlarca ayetin sebebi nüzulü olmuş, Cebrail Hücre-i Saadet’e gelince onun hanesine gelmiş, selam getirmiş, selamı işitmiş biri.

Rasûlullah’ın hayatının her karesine ondan daha fazla vakıf biri yok.

Efendimiz’in kutlu sözlerinden tam 2210 tanesini bize ulaştırmıştır o. Onun diğer annelerimizden en büyük farklarından biri de rivayetlerinin bu düzeyde olmasıdır. Âişe annemiz 2210 hadis rivayet ederken, onu ikinci sırada takip eden annemiz Ümmü Seleme’dir, onun rivayetleri ise 378’dir. Sadece bu fark bile Aişe annemizin konumunu anlamamız açısından çok mühimdir.

O, sahabenin en âlimlerinden, en fakihlerinden, en müçtehitlerinden ve dirayetlilerindendir. Ebû Hureyre gibi, Abdullah b. Ömer gibi, Abdullah b. Abbas gibi her biri sahasında bir dağ bir dev olan bu isimlerin yanlışlarını düzeltmiş, onlara işin doğrusunu göstermiştir.

Mesruk b. Ecda’nın ifadesi ile: “Âişe annemiz, Allah’ın sevgilisinin sevgilisi idi.” Yani o, Hz. Ali’nin ifadesi ile “HaliletüRasulillah/Rasulullah’ın Sevgilisi” idi. Hz. Hatice annemizden sonra, Efendimiz’in dünyasında bambaşka bir yeri olan bir annemiz idi.

Öyle birine konuk olacağız ki, 23 yıllık nübüvvet tarihinin tamamını, 2,5 yıl babası Hz. Ebû Bekir’in hilafet günlerinin tamamını, 10,5 yıl Hz. Ömer’in hilafet günlerinin tamamını, 12 yıl Hz. Osman’ın hilafet günlerinin tamamını, 5,5 yıl Hz. Ali’nin hilafet günlerinin tamamını yaşamış ve şahit olmuş birisi o.

“Sıddık’ın kızı Sıddıka” başlığında annemizin hayatına babası Hz. Ebû Bekir ile ilişkileri çerçevesinden baksak bir sürü tespit ortaya koyabiliriz.

“Huri kızı Âişe” desek, Efendimiz’in beyanı ile “Her kim Cennetten yeryüzüne inmiş bir hanıma bakmak istiyorsa Ümmü Ruman’a baksın” sözünün üzerinden anne-kız ilişkileri üzerinde dursak, yine aynı şekilde birçok bilgi ediniriz.

“Yiğitlerin kardeşi Âişe” desek, hicretin nazlı kızı ve Zatu’n-Nitakeynlakablı Esma üzerinden, kahramanlığı dillere destan olan erkek kardeşi Abdurrahman üzerinden, Taif kuşatmasında yaralanıp şehit düşen diğer kardeşi Abdullah üzerinden, çok fırtınalı bir hayatın sahibi olan kardeşi Muhammed üzerinden nelere nelere şahit oluruz.

“Ümmetin Annesi Âişe” desek, onun nasıl ümmete analık yaptığını, ilim, irfan, dirayet, hikmet konusunda ne gibi izler bıraktığını anlatsak, yine aynı şekilde bir sürü önemli hadiseye şahit oluruz.

“Bir hanım olarak Âişe” desek, gerek Rasûlullah (sav) ile bir hanım olarak münasebetlerine baksak, gerek o güzel hanenin diğer sakinleri olan annelerimiz ile münasebetlerine baksak neler neler görürüz.

Annemiz diyor ki: “Rasulullah hayatı boyunca ne bir hanımına, ne bir cariyesine, ne de bir hizmetçisine bir fiske dahi vurmadı, kötü bir söz söylemedi, onları rencide etmedi.” Sünnet üzere yaşamak mı istiyorsunuz, sünneti ihya etmek mi istiyorsunuz, alın size bir sünnet.

“Ya Âişe! Dudağım, dudağının değdiği yere değsin istiyorum.”

“Mısırlı kadınlar Yusuf’u görünce onun güzelliğinden dolayı bıçaklarla ellerini kestiler, eğer onlar benim efendimi görselerdi, onun güzelliği karşısında o bıçakları sinelerine saplarlardı.”

Bir gün Efendimiz (sav) Âişe annemize dedi ki: “Ey Âişe! Ben senin konuşmandan hemen anlarım bana kızgın olup, olmadığını? Âişe annemiz, bazen kızgın olduğu zamanlarda bile bunu belli etmemeye çalışırdı. Ama nasıl Efendimizin anladığını merak etmişti. Sordu: Ya Rasûlullah! Bunu nasıl anlıyorsun? Bunu nerden çıkarıyorsun? Efendimiz (sav) dedi ki: Ey Âişe! Eğer bana kızmışsan bir şey söylediğin zaman İbrahim’in Rabbine yemin olsun ki diyorsun, eğer benden hoşnutsan, Muhammed’in Rabbine yemin olsun ki diyorsun?”

Âişe annemiz bu ince düşüncenin fark edilişine bir yönü ile sevindi ve dedi ki: “Vallahi doğru Ya Resûlullah! Ancak şu andan itibaren sana söz veriyorum, bundan böyle senin isminin dışında bir ismi ağzıma almayacağım, ne kadar kızgın olursam olayım, yine de senin isminle yemin edeceğim. “

Önceki Makale

İsrailoğulları Neden Lanetlendi?

Sonraki Makale

KUR'AN VE ÇOCUK

Yorum yaz

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bültenimize abone olun

En son yazıların doğrudan e-postanıza iletilmesi için e-posta bültenimize abone olun.
Saf ilham, sıfır spam ✨
Bizimle İletişime Geçin