Önceliklerimiz ve öncelediklerimiz

Sosyolojik beklentilerini karşılamak için sahip olduğu tüm değerlerini kapitalizmin kıskacına kaptıran insanoğlu, varlık alemindeki statüsünü, vasfını ve var oluş amacını, her geçen gün kaybetmektedir.

Sistemin “ ihtiyaç “ kavramı altında hayatlarımıza servis edip sunduğu ve zamanla olmazsa olmaza dönüştürdüğü her şey, insanların kitleler halinde kontrol edilip yönetilmesine ve modern köleler haline döndürülmesine katkı sağlayan, kapitalist sistemin en etkili kurgularından biridir.

Öyle ki varlık sahnesinde kendisine biçilen rolün, değer ve mahiyetinden uzak bir hayatı tercih eden insanoğlu için hayat; ihtiyaçların için “çalış-kazan-harca” üçgenine hapsedilmiş bir muammadır.

İlk bakışta herkes için bir gereklilik gibi gözükse de bu durum, nefsi ideolojiler ve dünyevileşme temellerine bina edildiği sürece, son derece tehlikeli bir hal almaktadır. Çünkü dünyalık ihtiyaç ve çıkarları için mallarını, canlarını ve vakitlerini gözünü kırpmadan feda edebilen insanoğlu, tüm bu envanterler ile Allah’a daha iyi bir kulluk sunmaya davet edildiği zaman, aynı samimiyet ve çabayı göstermemektedir. Dünya hayatını, kapitalist kurmacalar için zindana çeviren bu davranış biçimi, kişiyi nefsine tutsak ederek, hevaperest bir karaktere bürümektedir.

Bu mahkumiyet, bireylerin önceliklerini ve öncelediği değerlerini hangi doğrultuda inşa edip kurguladığını gösteren ve aynı zaman da bu kurgunun merkezinde kimi ve neyi referans aldığını, hangi amaç ve hedef uğruna tercihlerine/karar ve hareketlerine yön verdiğini de gözler önüne koymaktadır.

Hayat parkurunda yaşantımızı idame ettirebilmek ve yaratıcımıza karşı vazifelerimizi en doğru en ideal ve en samimi bir şekilde yerine getirebilmek için, her birimiz çalışıp didinmek ve mücadele etmek zorundayız. Mücadelemiz başlı başına tek bir amaç için ve tek bir hedefe doğru olmalıdır. Aksi halde, araç olması gereken dünyalık materyaller, birer amaca dönüşerek var oluş amacımızı deforme edecek sonuçlarla bizleri buluşturacaktır.

Siz ey imana ermiş olanlar! Malınızın, mülkünüzün veya çocuklarınızın sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasına izin vermeyin! Çünkü böyle davranan herkes ziyana uğrayanlardan olur. ( Munafikun/9 )

De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan/mücadeleden daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez.” ( Tevbe/24 )

Unutmayın ! Hayatınız da neyi önemser/neyi öncelerseniz ona kulluk edersiniz..

Önceki Makale

Oku !

Sonraki Makale

Savaşın çocukları

Yorum yaz

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bültenimize abone olun

En son yazıların doğrudan e-postanıza iletilmesi için e-posta bültenimize abone olun.
Saf ilham, sıfır spam ✨
Bizimle İletişime Geçin