Sahip olduklarımız ve farkındalığımız ?

Tarih bir kez daha tekerrür ederek, batının tarafsız olmadığı gerçeği ile bizleri buluşturdu. Millet olarak birçok kez zehirlenmeye çalışıldığımız batının, o gösterişli sofrasından kalkmadan, batının ve batıl zihniyetlerin ideolojilerini sindirmemiz beklenmeye devam edecektir.

İnsanoğlu halifelik ile şereflendirildiği yer yüzünde, insani kimliğinden kopuk, vicdan yörüngesinden kaçık bir düzen ve sistem inşa ederek, varlık alemindeki değer ve ehemmiyetini ihtiras, hırs ve kibrine teslim etmiştir.

Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin. (İsra/37)

Nefsinin kılavuzluğunda, heva ve heveslerinin tutsağı, dünyevi hayatın müptelası haline gelen insan ırkı, dünya arenasında ki kulluk rolünde çoğu zaman başarısız olmuş ve bu başarısızlığını seküler, kapitalist ve post modern zihniyetler ile örtmeye, saklamaya çalışmıştır.

Biz gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri, boş bir eğlence için yaratmadık. Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, elbette onu katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık öyle yapardık (Enbiya/16-17)

Dünya hayatının misali şöyledir: Gökten indirdiğimiz su ile, insanların ve hayvanların yediği bitkiler birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü süslerini takınıp süslendiği ve sahipleri kendilerini ona gücü yeter sandıkları bir sırada, geceleyin veya gündüzün, ona emrimiz gelivermiştir, ansızın ona öyle bir tırpan atıvermişiz de sanki bir gün önce orada hiçbir şenlik yokmuş gibi oluvermiştir. Düşünen bir kavim için âyetlerimizi işte böyle açıklarız. (Yunus/24)

Yaradılış gayesini rafa kaldıran insanoğlu, kendisine yeni ve ideolijk amaçlar edinerek, sahip olduğu ve olması gereken tüm karakteristik özelliklerini de bir bir kaybetmeye başlamıştır. Bu kaybediş beraberinde manevi değerlerinde terkine, unutulmasına ve ertelenmesine sebep olmuştur. Oysa Rabbimiz bizleri bir tek amaç için yaratmıştır;

Ve Ben, insanları ve cinleri (başka bir şey için değil, sadece) Bana kul olsunlar diye yarattım.( Zariyat/56 )

Tek bir amaç için yaradılan insanoğlu, amacının çok dışında bir hayat dizayn ederken, kulluğunu unutmayı, ertelemeyi tercih etmiştir. Hatta öyle ki kulluk vazifelerimiz zihnimizden, kalbimizden ve gündemimizden koparılarak; yaşamsal hudutlarımız yine başkaları tarafından derlenip sinelerimize kabul ettirilmiştir. Hayatımızı şöyle bir gözden geçirdiğimiz de; olmazsa olmazlarımızın, değer yargılarımızın, sınırlarımızın, kariyer hedeflerimizin ve tabi ki yaşam planlarımızın yeni dünya sisteminin kurucu baronları tarafından tasarlandığını, özgürlük ideolojisinin aslında modern köleliği temsil ettiğini görebilmekteyiz.

İnananlar olarak her daim vicdanlarımızı sorgulamalı ve tüm hayat sistemimizi neye göre, nasıl ve kimin için belirliyorum, bu kararları alırken kimi ve neyi referans alıyorum ? diye her daim kendimize bu soruları sormamız gerekiyor..

Önceki Makale

Part-time İslam ?

Sonraki Makale

Sekülerizmin imanımız üzerindeki baskısı

Yorum yaz

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bültenimize abone olun

En son yazıların doğrudan e-postanıza iletilmesi için e-posta bültenimize abone olun.
Saf ilham, sıfır spam ✨
Bizimle İletişime Geçin