Vahye kulak verin, O da size hayat versin.

Her yüz yılda farklı bir yaşam formu arayışında olan insanoğlu, yeryüzündeki varlığını daha kaliteli daha konforlu ve daha elverişli bir hale getirebilmek için birçok yöntem, uygulama ve sistemleri denemiş, bu denemelerin neticesinde kişisel çıkarlarına, hak ve özgürlüğüyle birlikte konfor ve huzuruna en çok uygun olan yaşam biçimini seçerek, yaşantısını devam ettirmiştir.

İnsanoğlu yaradılışı gereği kendisinden üstün olan bir varlığa/sisteme/otoriteye bağlanmak, ihtiyaç halinde ve menfaatleri doğrultusunda yalvarmak/yönelmek/inanmak ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına teslim olmak ister. Bu tamamen fıtri/biyolojik ve varlığımızın özü ile ilgili bir mesele olup tarih boyunca farklı inanç sistemleri türeten ve bu sistemlerde kendi yaptıkları ilahlara yönelen insanoğlu; Allah tarafından tayin edilmiş olan elçiler ve elçilerin getirmiş olduğu mesajlar ile uyarılmış ve anlayabilecekleri lisanda Hak yoluna davet edilerek bilgilendirilmiştir. Bu uyarıların temelinde; kendisinden başka hiç bir ilah olmayan Allah’a ve sistemine davet, hayatlarımız üzerindeki otoritesinin/yasalarının kabullenişi ve yeryüzündeki bizler için en elverişli en iyi yaşam standartlarını sağlayan/barındıran yaşam formunun tüm hatları yer almaktadır.

Vahyin tüm bu kapsamlı içeriğini göz ardı ederek, kendimize hayat vermesi ve yaşantımızı değerli kılması için tabi olup teslim olduğumuz diğer sistemler, beşeri ideolojilere, menfaat dolu fikirlere hizmet etmektedir. İnancımızın dna’sına kadar sızan bu hain sistemin müteahhitleri indirilen dinin tüm hakikatlerini rafa kaldırıp; uydurulan/dayatılan/esnetilen bir din önümüze koymuş ve bu dinin yeni dünya sisteminde yeri olmadığı fikrini yüz yıllardır sinelerimize empoze ettirmiştir.

Bu sistemlerin en tehlikeli silahı ise, insanlara İslam’ı sadece bir din olarak öğreterek ; inançlarını/maneviyatlarını ellerinden almayı hedeflemektedir. Öyle ki önlerine konulan/nefislerine yakın olan din olgusuna yönelen bireyler, hayatlarını heva ve heveslerine göre inşaa edeceklerine emindirler. Oysa İslam sadece bir din değildir. Aynı zamanda, hayatın her bir karesini çepeçevre kuşatan, bize her konuda yol göstererek ışık tutan, medeniyete, geleceğe, huzura/feraha ve refaha çıkartacak olan anayasamız/yaşam biçimimiz ve hayat görüşümüz olmalıdır.

İslam bir takım kişi ve kurumların tek elinde olamayacak kadar ilahi, tüm insanlığı kapsayacak kadar evrensel ve tutarlıdır. Vahy dışı bir çok kaynağın bir biri ile çelişkili ve tutarsız olması, indirilen din ile uydurulan dinin tamamen farklı olduğunun en bariz göstergesidir. Dinin merkezi olarak kendilerine ve düşüncelerine rol biçenler, aslında Allah ve Resul’une ( sav ) iftira atmakla birlikte, geleneksel bir din anlayışı ile vahyin önünde set oluşturmaktadırlar.

Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.( Enfal/24)

Çünkü bu din; bireyleri hayra, iyi ve güzel olan sevk eden, kötü ve çirkin olandan uzaklaştıran, sabretmeyi, yardımlaşmayı ve paylaşmayı öğreten, adaletsizliği, haksızlığı ve zulmü yasaklayan, mazlumu, yetimi, yakın akraba ve komşuya bakmayı emreden, alkolü, zinayı, faizi ve haksız yere cana kıymayı yasaklayan, evimizden/işimize, köylerden/şehirlere, ülkelerden/kıtalara, dağlardan/denizlere kadar tüm dünyayı kuşatan, yer, mekan ve zaman gözetmeksizin geçerliliği ve uygulanabilirliği olan, insanoğlu için Allah’ın tahsis edip karar kıldığı en uygun, en ideal, en modern, en sistemsel ve en kapsayıcı yaşam biçimi ve sistemidir.

Şunu unutmayalım ki inancımızın ortak paydası, Allah’ın insanlığa son seslenişi/son vahyi olan Kur’an ve Kur’an-ın en güzel temsilcisi/öğreticisi olan Resulullah ( sav ) olmalı ki, fırkalaşmaların/ötekileşmelerin/itişip-kakışmaların/ona göre-buna görelerin önüne geçerek, modern ve her çağa değer katan İslam anlayışını tüm insanlığa en güzel şekilde sunabilelim.

Önceki Makale

Uyanın, toparlanın, haykırın

Sonraki Makale

Vakit diriliş vakti

Yorum yaz

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bültenimize abone olun

En son yazıların doğrudan e-postanıza iletilmesi için e-posta bültenimize abone olun.
Saf ilham, sıfır spam ✨
Bizimle İletişime Geçin