Dünya zor ve kanlı bir süreçten geçiyor. Tarih boyunca insanlık, belki de hiç bu kadar değersizleştirilmemiş ve itibarsızlaştırılmamıştı. Güçlü ülkelerin ve para baronlarının ideolojileri, hırsları ve egoları, mazlum ve güçsüz coğrafyalarda ki insanların yaşantılarını, geleceğini ve hayallerini etkilemeye, yok etmeye devam ediyor.
Küresel güçlerin, artan nüfus ve tüketim giderleri ile birlikte yaşadığı ekonomik manüpülasyonlar, onları yeni ve kolay ekonomik kaynaklar aramaya/istila etmeye yöneltmiştir. Dünya genelinde ve özellikle Orta doğuda başlatılan savaş senaryolarına baktığımızda, kötü kurgulanmış bir aksiyon filminden farkı olmadığını ve kaybedenlerin yalnızca mazlumlar/müslümanlar olduğunu hepimiz net bir şekilde görüyoruz. Biraz dikkatli baktığımızda ise kurgularının altında yatan en önemli detay, en hain proje ise itibarsızlaştırılmış ve değerleri elinden alınmış bir İslam anlayışıdır. Öyle ki tüm bu savaşların sebebi olarak Müslümanların gösterilmesi ve tüm dünya da Müslümanların terörist olarak lanse edilmesinin başka bir açıklanabilir tarafı yoktur.
Bu hain planın diğer bir ayağı ise Avrupa’da, medeniyet naralarının atıldığı topraklarda yürütülmeye devam etmektedir. Avrupa’da giderek azgınlaşan ve harlanan İslamafobi akımı, beraberinde batı halkının Orta doğudaki zulme karşı sessiz kalmasını ve umursamaz bir tavır sergilemesini de getirmiştir. İnsani değerlerini kaybeden batı, gerçek yüzünü ve Müslümanlara karşı duruşunu tam olarak sergilemeye devam etmektedir. İslam’ın itibarsızlığı için var gücü ile çalışan batıl zihniyetin sahipleri ise Müslümanların bölünmesi, bir birine karşı düşmanlaşması ve ötekileşmesi için mezhep savaşlarını, etnik ve kültürel kargaşaları da tetiklemiştir.
Bir tarafta sözde özgürleştirilmiş her hangi bir baskı ve zulüm görmeyen fakat giderek devşirilen ve içi boşaltılan bir inanış ile yaşayan Müslümanlar, diğer tarafta ise kardeşlerinin özgürlük anlaşmaları yaptığı, yaşayışlarını benimsediği batıperest/batıl zihniyetin sahiplerinin yapmış olduğu; zulüm, baskı ve şiddete maruz kalan ve bizlerden yardım bekleyen kardeşlerimiz..
Peki bizler inananlar ve Allah’ın bir birine kardeş kıldığı bireyler olarak, mazlum kardeşlerimizin yaşadığı tüm bu fiziksel ve manevi zulümlere karşı ne yapıyoruz? Sokaklarda slogan atıp, sosyal medyada yaşananları kınayıp hayatlarımıza kaldığımız yerden devam mı ediyoruz? Yoksa gerçek manada kardeşlerimizin yaralarına merhem olmak, çektikleri acıları ve yaşadıkları zulümleri azaltmak için var gücümüz ile Allah’ın rızası için mücadele mi ediyoruz?
Katledilen kardeşlerimize atılan bombalar küffara/batıla ait olabilir, fakat bu bombalara siper olmayan mani olmayan bizler, bombaların etkisini, şiddetini arttırdığımızı, kardeşlerimizin canlarının daha çok yakmasına sebep olduğumuzu ne zaman fark edeceğiz?
İlk önce kendimize dürüst olalım..
Ümmetin kadınlarına, kızlarına tecavüz edilirken kaçımız empati yapabiliyoruz? Acılar içerisinde kıvranan kardeşlerimizin çığlıkları kaçımızın uykularını kaçırıyor? Üzerlerine sabah akşam bomba yağan kardeşlerimizin neler hissettiğini kaçımız tahmin edebilir ki? Peki ya çeşitli işkencelerle katledilen, sahip oldukları her şeyleri ellerinden alınan, yurtlarından kovulan kardeşlerimizin yüzlerine ahirette hesap günü nasıl bakacağız hiç düşündünüz mü?
Kardeşlerim, Allah için yapabileceklerinizi asla sınırlandırmayın. Geniş ve derin düşünün, tezekkur ve tedebbür edin..Ümmetin yarınlarını inşa edecek, tüm insalığı ıslah edecek büyük ve kapsamlı planlar yapın, ufkunuzu ve şuurunuzu Allah’ın şanına ve size verdiği nimetlere yakışır şekilde açık ve esenlik tutun.. Şeytan ve ordularının vesvese ve oyunlarla servis ettiği ümitsizlik girdabına, haz ve heveslere mahkum ettiği umutsuzluk hastalığına kapılmayın.. Gevşemeyin, hüzünlenmeyin, Allah’ın size olan vaadini ve Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini hatırlayın ( Ali-imran/139) Sahip olduğunuz imkanlarınızın ve en önemlisi imanınızın farkına varın.. Sizler Allah’ın dinine yardım ettiğiniz sürece, Allah’ın da size yardım edeceğini ( Muhammed/7) asla ve asla unutmayın!
Vallahi zafer yalnız İslam’ındır. Yeter ki İslam’ın sancağında toplanalım ve hep birlikte Allah yolunda sahip olduğumuz her şey ile var gücümüzle mücadele edelim ( Hucurat/15)
Vakit uyanma vakti.. Vakit Birlik ve Beraberlik Vakti.. Vakit tevhid ile vahdet, Allah için şehadet vakti..