Nefsinizden islama sığının.

Fıtratındaki “ benlik “olgusunun kırbacı ile hoyrat ve azgın bir altyapının, beklentileri ve ulaşmak istediği hedefleri de tek bir yörüngede ve aynı düzlemde gerçekleşmek isteyecektir. Bu sürecin her ne kadar altyapısı yaradılışımıza dayansa da, terbiye ve hudutları da aklımızın eseri olacaktır.

Nefsin peşinde koştuğu, ulaşsa da durmadığı, hiçbir zaman vazgeçmediği ihtişam ve gösteriş; yüz yıllardır insanoğlunun kariyer planları arasında yer alan ve var oluş amacını baltalayan bir hastalıktır. Bu durum nesilden nesile kronikleşen ve her yüz yılda kendini katlayarak azgınlaşan bir vehamiyet olarak insanlık tarihinde yerini almıştır. Ortaya çıkan bu vahim tablonun getirileri, hayatlarımızın aleyhine ceryan eden ve benliğimizi öğretilmiş çaresizlik çıkmazına sürükleyen amaçsızca yaşama olgusuna itmektedir.  

Nefsin en temel arzusu hegomanyasını tüm bedene kabul ettirerek, yaşantımızı kendi arzu ve isteklerinden oluşan bir saltanata çevirmektir. Bu öyle bir saltanat ki yarının düşünülmediği, ölümün yer almadığı ve bencillik kavramının doruklarda yaşandığı/yaşatıldığı bir dramadır.

Peki bir taraftan nefsimizin heva ve hevesleri, haz ve hezeyanları, diğer taraftan da şeytanın vesveseleri ile sürekli günaha davet edilen/sürüklenen bizler bu durumdan nasıl kurtulabiliriz ? Bizleri yaratan, yaşatan ve öldürerek tekrar diriltecek olan Rabbimiz içerisinde bulunduğumuz bu kıskacı bile bile bizi nasıl adaletli bir şekilde imtihan edebilirdi ki ?

Nefsin tanınması ve özelliklerinin doğru algılanması, yönetilmesi ve kontrolü açısından son derece büyük bir öneme sahiptir. Öyle ki şu kıymetli söz neye odaklanmamız gerektiğini bizlere öğretmektedir ;

-Nefsini bilen, Rabbini bilir..

Tüm sorularımızın olduğu gibi bu soruların da cevapları hiç şüphesiz Kur’an da yer almakla birlikte, uygulama olarak da Resullerin ( hepsine selam olsun ) yaşantıları bizler için örneklik arz etmektedir. Nitekim vahyin bütününe baktığımız da Rabbimiz bizleri nefsimizden gelecek kötülüklere karşı şöyle en güzel şekilde uyarmaktadır ;

Nefis kötülüklerle doludur (YUSUF/53) / (MAİDE/52) / (MAİDE/80)

Kıskançlığa ve bencil tutkulara elverişlidir (NİSA/128)

Kendi yanlışlarını bilir mazeretler öne sürer / Aslında her nefis kendine bir basirettir (KIYAMET/14-15)

İnkar edenler nefislerinde büyüklüğe kapılırlar (FURKAN/21)

Nefisler insanlara bir rehinedir (MÜDDESSİR/38)

1400 yıl öncesinden gelen bu uyarıların, nasıl hayat bulacağını ve bulması gerektiğini Resulleri ile Rabbimiz bize kitabında son derece açık ifadelerle öğretirken, bizler de bu uyarılara karşı duyarlı, bilinçli ve farkında bir birey olmak adına vahyin birinci dereceden muhatapları olduğumuz gerçeğini de  unutmamalıyız.

Nasıl ki inorganik besinler sağlımız ve vücudumuz için zararlı ise, nefsimizin çağrıştırdığı inorganik kaynak ve paradigmalar üzerine inşaa edilen her bir hayat amacı da kendi benliğinden başlayarak tüm insanlığa zarar verecek bir sistem oluşturacaktır. Oysa vahy, tüm zararlı yazılım ve yaşam formlarını hayatlarımızdan uzak tutarak,  bizleri Allah’ın razı olacağı değerler ile buluşturan ve bu değerlerin korunması için de bize yol gösteren gerçek bir rehberdir.

“Bu Kur’ân, kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye insanlara gönderilmiş bir tebliğdir. (İBRAHİM/52)”

Nefsin, sürekli azgınlık edip daha fazlasını isteme huyunu terbiye ederek, hayatlarımız üzerinde oluşturduğu tahribatı minimuma indirgeyip sonlandırma ihtimali olan sahip olduğumuz en önemli gücümüz Rabbimizin vahyi ( Kur’an ) olduğunun farkına varmalıyız. Besinlerimize gösterdiğimiz hassasiyeti, inancımızı ve dinimizi öğrenirken de göstermeli ; aklımıza, kalbimize ve nefsimize dışardan gelecek tüm kötülüklere karşı Kur’an ile savunma altına almalı, tüm benliğimizi Kur’an ile beslemeye ve Resulullah’ın o kusursuz örnekliği ile düzene sokmaya özen göstermeliyiz.

Önceki Makale

Kavramlar üzerindeki oyunlar

Sonraki Makale

Neoliberal kültür ve etkileri

Yorum yaz

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bültenimize abone olun

En son yazıların doğrudan e-postanıza iletilmesi için e-posta bültenimize abone olun.
Saf ilham, sıfır spam ✨
Bizimle İletişime Geçin