Neoliberal kültür ve etkileri

Maddeciliğin elzemleştirilerek dayatıldığı, seküler/neoliberal kültürün her geçen gün kabul görüp tercih edildiği ve hayatlarımızın manevi sınırların altında bırakılarak başkalaşmaya sürüklendiği yeni Dünya düzeninde, dinini ırkın ya da etnik yapının bir önemi olmadığı gibi, statü farklılıklarının kapitalist kurmacalarla her geçen gün belirginleştirmesi postmodern gelişimin hezeyanlarındandır.

Materyalist olgunun, dogmatik düşüncelerle yeni Dünya düzeni ve sistemi için hazırlayıp hayatlarımıza servis ettiği, en etkili ve kalıcı silahlardan biri olan tüketim çılgınlığı, kapitalist algının zihinlerde oluşturduğu mahrumiyet ve hakimiyetiyle birlikte cereyan ederek, hayati idamenin ve yaşamsal mücadelenin gereksinimlerinden faydalanarak akli ve kalbi hudutlarımızın ihlal edilmesine yol açmaktadır.

Hayatlarımızı ve hayatlarımızda sahip olduğumuz kıyafet, eşya ve teknolojik tüm gereçleri satın alınma sebepleri ile birlikte gözden geçirdiğimizde karşımıza çıkan istatiksel sonuç emin olun vicdanları rahatsız edecek türden. İnsanoğlunun, kendisine tayin edilen ömür süresince satın aldığı ya da sahip olmaya çalıştığı tüm araç ve gereçlerin yalnızca %13’ü 1. dereceden ihtiyacı olan ve elzem gereksinimlerdir. Geri kalan %87’lik dilim ise maalesef hayatlarımız üzerinde dönen ticari ve idealist girişimlerin, modernist ve metropol vaadlerin bir parçası olmaktan kendini kurtaramamıştır.

Gündemleştirilen ticari sürkülasyonun ve hayatlarımız üzerindeki materyalist ablukanın birincil sebebi olarak; zihinlerimizdeki ihtiyaç ve gereklilik kavramlarının, neoliberal yönetimlerin pazarlama ve karlılık stratejilerinin, insan ve insani yaşama endeksleyerek düzenlemelerinden kaynaklanmaktadır. Bu durum bizleri, sürekli ve devamlı olarak bir şeyler almaya çağırdığı/çektiği gibi nefislerimiz üzerinde kabartılan irrasyonel ideal ve vizyonların da alt yapısını oluşturmaktadır.

Emperyal ve seküler gelişimlerin perde arkasında tasarlanan bu teknikler, madde ile mananın takası olarak da isimlendirilebilindiği gibi insan hayatı ile eşya arasındaki amansız mücadelenin yansıması olarak da yorumlanabilmektedir. Amaç ve araç başlıklarının yer değiştirmesi ile vuku bulan ve dünyevileşme hastalığının da kitlelere sıçramasına sebep olan tüm girişimler, bizleri batıperest ve şeytani bir hayalin peşinden sürüklemektedir.

  • İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadır. (AL-İ İMRAN/14)
  •  

Olmazsa olmazlarımızın devşirilerek gereklilik algısı ile hayatlarımıza sızmasına mani olmazsak, var oluş sebep ve ilişkilendirmelerimizden taviz vermeye devam edeceğiz. Bu durum bizleri kulluk sorumluluklarımızda sekteye uğratarak, ahiret hayatlarımız için yapacağımız yatırımlara da mani olacaktır.

Bu sebeptendir ki, bizler hayati nizam ve kurgularımızın ana hatlarını vahyin prensibleri ile sınırlandırarak, yaratıcımızın bizlere emanet ettiği tüm rızık ve nimetleri de yine razı olacağı yöntem ve yönlerde kullanmak zorundayız.

Önceki Makale

Nefsinizden islama sığının.

Sonraki Makale

Oku !

Yorum yaz

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bültenimize abone olun

En son yazıların doğrudan e-postanıza iletilmesi için e-posta bültenimize abone olun.
Saf ilham, sıfır spam ✨
Bizimle İletişime Geçin