Reklamlardan, dizilere, sosyal medyadan, tv programlarına kadar özenle hazırlanarak hayatlarımıza servis edilen tüm yapımların ortak temasının ” cinsellik ve fuhşiyat ” olması sizce de anormal değil mi?
Teşhirciliğin, modernleşme adı altında bir yaşam biçimi olarak kabul görmesi ve giderek dozajının arttırılması toplumsal ahlak, huzur ve refahın sütunlarına zarar veren en önemli hadiselerden biridir.
Özgürlük kavramının, bedenlerin çıplaklaştırılarak özleştirilmesi, buz dağının görünen yüzüdür aslında. Konunun içeriğine baktığımız da zihinlerin çıplaklaştırılarak, toplumlarda ahlak duvarlarının, kendi ellerimizle, kendi heva ve heveslerimizle yıkılmasını hedefleyen, yenidünya düzeninin en güçlü silahlarından biridir bu ve benzeri projeler.
Nitekim ahlak duvarları yıkılan bir toplum, insani özellik ve değer yargılarını da yitireceği gibi yönetimi ve köleleştirilmesi de daha kolay olacaktır. Modern kölelik felsefesine hizmet eden bu sistem, özellikle gençleri hedef almakta ve gelecek nesillerin hayalleri/umutları ve hayatları üzerine bir düzen inşa etmektedir.
Allah’ın huzurunda vermiş olduğu ahdini haklı çıkarmak ve Allah’tan almış olduğu vakti aleyhimize kullanmak için şeytanın, atamız Adem ve eşine vesvese vermesi ile başlayan isyan kavramı ; insanoğlunun var olduğu tüm coğrafyalar da, ilahi nizamların unutulduğu tüm beşeri bağlarda, nükseden bir rahatsızlık olarak devam etmektedir.
“Böylece onları aldatarak mevkilerinden düşürdü. Şöyle ki: O ağacın meyvesini tadar tatmaz, edep yerlerinin açık olduğunu fark ettiler. Derhal, buldukları cennet yapraklarıyla edep yerlerini örtmeye başladılar. Onların Rabbi ise nida edip buyurdu: “Ben sizi o ağaçtan menetmedim mi? Ben Şeytanın sizin besbelli düşmanınız olduğunu söylemedim mi? Niçin Beni dinlemediniz de bu perişan duruma düştünüz?” (Araf, 7/22.ayet)
Bizler, inananlar olarak ; Modernleşme yalanı altında ,zihinlerimizde oluşturulmaya çalışılan bu algıyı ve bu putu kırarak, tüm değerlerimizi koruyacak olan yer yüzündeki tek refah ve barışçıl sistemin İslam olduğuna iman ettik. Kur’an bizlere Furkan vasfı ile iyiyi kötüden ayırt etme bilinci kazandırdığı gibi aynı zamanda kötülüğü ne ile iyiye çevirebileceğimiz rasyonelliğini de öğretmektedir. Tüm bu materyallerin var olduğu hayatlarımızda ahlaksızlığın filizlenmesi ve ahlaksızlığa hizmet eden tüm çalışmaların giderek artması, teşhirciliğin/çıplaklığın meşrulaştığının göstergesi değil midir ?
Ne yazık ki İslam’ın “güzel ahlak” öğretisi karşısında toplum olarak son derece duyarsız ve alakasız bir hayat sürerek, yenidünya düzeni baronlarına ve ideolojilerine dolaylı yoldan da olsa hizmet ediyoruz. Vahyin, ıslah ediciliği hakikatine sırt çevirip, tüm güzel ahlak değerleri karşısında kör sağır ve dilsiz bir tutumda bulunmak, nefsinin davetiyle meşgul olup Allah’ın çizdiği sınırları ihlal etmek, bize israiliyat kültüründen kalan bir mirastır.
Gelecek nesillere inanç/ahlak/adalet ve insanlık esaslarını miras bırakmak ve İslam’ın sancağını en güzel şekilde devretmek istiyorsak; onlara rol model olarak teşhircilik/çıplaklık/ahlaksızlık ve inançsızlık ile beslenen zihniyetin sahiplerini değil, Allah’ın önder ve yol gösterici olarak aramızdan seçtiği Resullerini anlatmalı, öğretmeli ve özendirmeliyiz.
Ahlaksızlığı/ideoloji, çıplaklığı/özgürlük diye bize empoze etmeye çalışan tüm sistemlere karşı İbrahim olmasını bilmeli, Hakkın batılı zelil edeceği farkındalığı ile vahye sımsıkı tutunmalıyız.
İslam, güzel ahlaktır. ( Muhammed sav )