Dinamik bir iman.

İslam’ın varlığı/egemenliği ve tek bir kaynağı olduğu üzerinde yapılan yüzlerce araştırma ve binlerce makale olmasına rağmen, halen hayatlarımızda ki İslam ile camilerdeki/ibadethanelerdeki İslam’ın farklılık göstermesi, vahyin sistematiğinin şartlı ya da göreceli bir şekilde kullanıldığını göstermektedir.

Dinsel argümanların, bu ve benzeri makalelerin temasında yer alan, İslam’ın ya da vahyin gerekliliği ve getirileri konularını ele aldığımızda karşımıza çıkan teorik bilgilerin, görsel dünyanın veri bombardımanı karşısında tahrip ve tahrik edilerek, pek fazla bir değer taşımadığını ya da istenilen algıyı oluşturamadığını görmekteyiz.

İslam’ın genetiğinde yer alan dinamizmin, bugün Müslümanlar tarafından aynı hassasiyet ve özen ile sürdürülemeyişi ile birlikte ceryan eden ve sekülerist fikriyatın sahip olduğu tüm imkan ve olanakların aleyhimizde yoğun bir şekilde kullanılıyor olması, bugün dinsel verilerin takip ve tahkiki konusunda yaşanan sıkıntıların başlıca sebeplerindendir.

Resulullah’ın ( sav ) örnekliğini ve yaşadığı topluma kazandırdığı vahyin dinamizmini dilimizden düşürmeyen bizler, bu örnekliği sadece tarihsel bir veri olarak aktarmaya devam ettiğimiz sürece, içerisinde bulunduğumuz yüzyılda kendisine muhatap bulamayan inananların, rol model seçiminde de görsel dünyanın albenisi karşısında maalesef yeterince direnç gösterememektir.

Tarih boyunca din ve yaratıcı hakkında birçok çalışma yapan insanoğlu, ilahi metodolijinin en önemli kurallardan biri olan, vahyin yaşanabilirliğinin ırkdaş bir varlık ile görsel olarak sunulması gerekliliğini, örnek ve önder olup hayati bir öğreti olarak aktarmak yerine, metinsel ve teorik çalışmalar arasında inişler çıkışlar yaşayarak yeterince zaman kaybetmiştir.

Dünya geneline baktığımızda 1,5 milyar Müslümanın, kendi fikri/zikri/yaşayış ve menfaatleri doğrultusunda örnekler edindiğini, bu örneklerin büyük bir kısmının ise vahyin dinamizminden muhafmışcasına bir hayat sürdüğünü ve bu muhafiyeti yalnızca kendilerine özgü bir durum olarak aktardıklarını çok net bir şekilde görmekteyiz.

Bu durağan ve hantal örneklerin aktardıkları argümanları tenkid ettiğimizde ise vahyin cımbızlanarak kendi iç dünyalarına hizmet etmesi için tevil edildiği sonucu ile birlikte, vahyin inananlara bir değer olarak katmak istediği aktif ve kamil bir iman prensibinin deforme edilmeye çalıştığını gözlemlenmektedir.

Peki tüm bu olumsuzluklar karşısında, vahyin bizleri çağırdığı ve Resullerin nübüvvetleri süresince hiçbir zaman taviz vermedikleri dinamik bir imana nasıl sahip olacağız?

Önceki Makale

Bahanelerimiz ?

Sonraki Makale

Çıkarımlar

Yorum yaz

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bültenimize abone olun

En son yazıların doğrudan e-postanıza iletilmesi için e-posta bültenimize abone olun.
Saf ilham, sıfır spam ✨
Bizimle İletişime Geçin