Varlık sahnesindeki rolünün amacından uzaklaşan insanoğlu için hayat, dünyadan ve dünyevi gayelerden ibaret olmaya başladığı, kendi heva ve heveslerini mabutlar edinerek yaşantısını bu merkezde inşa ettiği her dönemde; yaratıcısı tarafından elçileri ve elçilerin taşıdıkları mesajlar ile uyarılmış, içerisine düştükleri gaflet ve şirk dolu hayatlardan bu mesajlar ile kurtulmaya davet edilmiştir.
Bu davetin merkezi, temelleri ve tevhide dayalı sistematiği hiçbir zaman değişmediği gibi, daveti oluşturan ilahi mesajların ana hatları ve tüm detayları Kur’an ile tamamlanmış ve Allah tarafından korumaya/korunmaya alınmıştır.
- …Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim..( Maide/3 )
- Hiç şüphe yok ki, Kur’ân’ı biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız. ( HİCR/9 )
- Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O, işitendir, bilendir. (EN’AM/115 )
Kur’an, Allah’ın insanoğluna son seslenişi/son mesajı ve son bildirisidir. Rabbimiz, vahyini/nurunu ve sistemini tamamlayarak; tüm insanlık için uygulanabilir, her coğrafyada yaşanabilir, zamana yenik düşmeyerek bir sonraki nesillere aktarılabilir mükemmel bir program bizlere sunmuştur. Bu program, sınırları içerisinde kalındığı, doğru kullanıldığı ve uygulandığı takdirde; tüm canlı-cansız mahlukatın bir arada, daha güvenli ve huzurlu bir şekilde yaşamayı öğrettiği gibi, ahiretimiz için en ideal yaşam formunu da bizlerle buluşturmaktadır.
Kur’an, bizlere var oluş amacımız hakkında bilgi vererek, yaradılış gayemizi tüm detayları ile öğreten, yaratıcıyı ve yaratıcının özelliklerini açıklayarak doğru yaşam biçimini/formunu/sistemini bizlere kurgulayan ve inancımızın genlerini oluşturarak, ahirete uzanan hayatlarımızın yol arkadaşı ve yaşam rehberimizdir.
- Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. ( Bakara/2 )
Ne yazık ki %92’si Kur’an okumayan bir toplum olarak, Kur’anın musaf kısmını kutsallaştırdığımız, cildine/kapağına ve kılıfına özen gösterdiğimiz kadar, içeriğine, manasına ve indiriliş amacına aynı hassasiyeti göstermiyor olmamız, Kur’an ile kurmamız gereken hayati bağın ne kadar zayıf ve samimiyetsiz olduğunun da göstergesidir. Bugün yer yüzünde yaşayan milyarlarca müslümanın bir birleri ile olan iletişimsizliğinin, vurdum duymazlığının ve aralarındaki tefrikaların temel sebebini, Kur’ansız bir din anlayışının kabul görmesinde aramalıyız.
- Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz ( Zuhruf/44 )
Öyle bir kitap düşünün ki geçmişin haberleri ile geleceğe ışık tutarak, muhataplarını varlık aleminde bir an bile yalnız bırakmayan, Allah’ın rıza ve hoşnutluğuna giden yolun en ince ayrıntılarına kadar planlayarak, yarınlarımızı bugünden inşa etmemize fayda sağlayan, her devir ve dönemde diri ve capcanlı bir yapıda kendini muhafaza edebilen bir özelliği olsun. İşte bu vasıfları bünyesinde barındıran Kur’anın, Rabbimiz tarafından ne kadar hassas ve özenle tercih edildiğinin de göstergesidir. Kur’anın kuşatıcılığı karşısında insanların halen “ şu kuranda var mı? Bu kuranda var mı? “ şeklindeki yaklaşımları, cevabından çok kendi iç dünyalarındaki karışıklığa mahkum olduklarının göstergesidir.
- Andolsun ki biz size açık açık bildiren âyetler, sizden önce yaşayıp gitmiş olanlardan örnekler ve takvaya ulaşmış kimseler için öğütler indirdik. ( NUR/34 )
Zihinlerde oluşturulmaya çalışılan ve Kur’ana atılan en büyük iftiralardan biri de Kur’anın ” anlaşılmazlığı ” yalanıdır. Şöyle bir düşünelim; bizleri yaratan ve bizleri imtihan edeceğini beyan eden Rabbimiz, rehber olarak gönderdiğini söylediği kitabı anlaşılmaz/karışık ve kafa bulandırıcı bir yapıda kurgulaması sizce ne kadar adil olurdu? Allah kitabının apaçıklığını ve anlaşılabilirliğini yine kelamında bize bildirmektedir;
- Elif-Lâm-Râ. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış, sonra da herşeyden haberdar olan hikmet sahibi Allah tarafından âyetleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır ( HUD/1 )
Din adına herkesin bir şey söyleyip konuştuğu bu yüzyılda, bizler aynı amaç ve hedef için yaratıldığımızı, dünyanın albenisi karşısındaki savunmasızlığımızı Kur’an ile giderebileceğimizi, çarpık, hadsiz ve samimiyetsiz tüm fikirlerden Kur’an ile kurtulabileceğimizi, Allah’a olan acziyetimizin farkındalığını yalnızca Kur’an ile kazanabilceğimizi bir an önce farkederek; kulluğumuzun ve hayatımızın rehberi olan Kur’anın paydasında yer almalıyız.
Kuran’ın, hepimizin ortak lisanıdır..