Postmodern dünyanın sekülerist çağrışımları, nefislerimize vehm mikrobu bırakmaya her geçen gün dozajını arttırarak devam etmektedir. Amaçsızlığın bir yaşam belirtisi olarak değer görmesi ve en önemli hayati fonksiyonlarımızdan biri olan özgür iradenin, dinsel hezeyanlar karşısında tutsak edilerek kısırlaştırılması, akli ve imani çöküntünün başlıca nedenlerindendir.
İnsan aklı, bir dinomo gibidir. Yüklenen ve güncellenen verilerin oluşturduğu etki, bireylerin karar mekanizmasını kontrol altına alarak hayati adımlarında önemli rol oynar. Akıl, şeksiz bir iman ve tereddütsüz bir teslimiyet için en gerekli materyallerden biri olduğu gibi, hayatın idame ve dengesi için de son derece değerlidir.
Maalesef birçok insan, yaratıcısının kendisine lütfetmiş olduğu akletme becerisini, Allah’a daha iyi bir kulluk sunmak ve yeryüzünde kendisine verilen halifelik vazifesini en iyi şekilde ifa etmek için kullanmak yerine, heva ve heves havuzunu doldurmak ve nefsi ideolojilerine hizmet etmek için kullanmaktadır. Oysa bizlere bahşedilen akıl nimeti ile dünya ve içindekilere karşı nasıl bir ilişki kurmamız gerektiğini Rabbimiz bizlere şöyle öğretmektedir;
Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu, takva sahipleri için elbette daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmez misiniz? (Enam/32)
Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz akıl edersiniz.( Bakara/242 )
Zihinleri dünya sevgisi ile tembelleştirilmiş birçok insan, nefsi dürtülerine karşı koyamadığı gibi, hayatlarını hevaperest bir vizyona göre tasarlamaya çalışmaktadır. Bu yaşam biçimi, bireyleri varlık ve varoluş vazifesinin fikrinden uzaklaştırdığı gibi, yaratılmışların en aşağısı pozisyonuna da sürüklemektedir. Bu durum birçok insan tarafından kabul edilmese de, Allah için kullanılmayan bir zihnin neye ve nasıl hizmet edeceği şöyle ifade edilmektedir;
Yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? Onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar. (Furkan/44 )
Hem Allah’ın (akıl ve irade vermek suretiyle gerçekleşen) izni olmasaydı, hiçbir insan imana eremezdi! Ve O aklını kullanmayanları pisliğe mahkun eder! ( Yunus/100 )
Yaratıcımıza karşı daha farkında ve daha bilinçli bireyler olmak için ilk atmamız gereken adım; aklımızı ve zihni becerilerimizi, Rabbimizin rıza ve hoşnutluğu hudutlarını koruyarak kullanmalı. Vahyin hayatlarımıza katmış olduğu akıl-dünya-yaşam indeksini Resullerin rol modelliğinde analiz etme, yaşama ve yaşatma çaba/endişesine bürünmeliyiz.